Afganistan'da kadına yönelik şiddetle ilgili alınan yeni karar, uluslararası alanda büyük yankı uyandırdı. İslam Devrimi’nin ardından gelen yönetim, kadınlara karşı şiddeti meşrulaştıran bir düzenleme ile gündeme oturdu. "Kemik kırılmadığı sürece" şiddetin cezai olarak serbest bırakılması, kadın hakları savunucuları ve tüm dünya için kabul edilemez bir durum olarak değerlendiriliyor. Bu skandal uygulama, Afgan kadınlarının günlük yaşamlarında karşılaştıkları zorlukları bir kez daha gözler önüne serdi.
Afganistan, yıllardır süregelen çatışmalar ve sosyoekonomik zorluklarla mücadele ederken, kadınların maruz kaldığı şiddet oranları da hızla artış gösteriyor. Evrensel insan hakları açısından kabul edilemez olan bu durum, kadınların sadece fiziksel değil, aynı zamanda psikolojik travmalar yaşamasına neden olmaktadır. Kadın hakları aktivistleri, Taliban yönetiminin iktidara gelmesiyle birlikte, kadınların eğitim, sağlık ve istihdam haklarının kısıtlandığını, bunun yanı sıra şiddet uygulamalarının da arttığını belirtiyor. Şimdi ise "Kemik kırılmadığı sürece" mantığıyla yapılan bu düzenleme, kadına yönelik şiddeti daha da normalleştiriyor.
Uluslararası toplum, Afganistan'daki bu rezil durumu kınamakta oldukça kararlı. Birleşmiş Milletler, Taliban yönetimini kadına yönelik şiddeti durdurmaya ve kadın haklarını korumaya çağıran bir açıklama yaptı. Ayrıca, kadın hakları savunucuları, bu tür kararların Afgan kadınlarının hayatlarında yarattığı olumsuz etkileri vurgulayan kampanyalar düzenlemeye başladılar. Feminist gruplar, sosyal medyada "#AfghanistanWomen" etiketiyle seslerini duyurarak, dünya genelinden destek toplama çabası içerisindeler. Kadınların, yaşamlarının her alanında eşit haklara sahip olmalarının önemine dikkat çekiyorlar.
Ayrıca, birçok ülke ve insan hakları kuruluşu, Taliban yönetimine karşı uluslararası yaptırımlar uygulanmasını talep etmekte. Kadınların, insan gibi yaşama haklarının ellerinden alındığını ve bu nedenle Türkiye dahil pek çok ülkenin, Afgan kadınlarına yönelik mülteci politikalarını gözden geçirilmesi gerektiğini söylemekte. Kadınlara yönelik şiddetin her boyutunun, sadece Afganistan’da değil, tüm dünyada bir sorun olduğunu unutmamak gerekiyor. Afgan kadınları, tarih boyunca pek çok zorlukla mücadele etmiş olsa da, bu durumu kabullenmek istemiyor ve özgürlük mücadelesini sürdürüyorlar.
Sonuç olarak, Afganistan'da kadına yönelik şiddete serbestlik tanıyan bu skandal uygulama, küresel bir dayanışma ile üzerindeki baskının artırılmasını gerektiriyor. Kadınların sadece haneden değil, toplum içerisindeki rollerinden de soyutlanmasına karşı durmak için herkesin duyarlılığın ve mücadele azminin artırılması gerekiyor. Dünya, Afganistan’ın geleceği için harekete geçmeli; kadınlar kendi hakları için mücadele ederken, uluslararası toplumun da onlara destek vermesi büyük önem taşıyor.